TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) başkanı görevden alındı. Peki, bu kişi gerçekten de başarılı bir yönetici miydi? Cevap hayır. 2022’den bu yana görevdeydi ve geçmişi oldukça temizdi. Eğitim durumu ise son derece iyiydi. TÜİK Başkanlığı pozisyonunu hak etmiş olabilir, ancak göreve geldikten sonra, geçmişteki başarılarını ve aldığı eğitimleri unuttuğu anlaşılıyor. İktidarın talepleri doğrultusunda hareket etmeye başladı. Enflasyon verilerini gizleyerek, mahkeme kararlarına rağmen açıklamaktan kaçındı. AKP’nin çıkarları doğrultusunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden iktidar olabilmesi için seçim döneminde enflasyonu sıfıra çekmeye çalıştı. Bu durumu utanmadan gerçekleştirdi!
İki ay sonra enflasyon oranını aniden yüzde 9’a yükseltti. Sıfırdan bu kadar yüksek bir orana nasıl çıkıldığını ise açıklamadı. İktidarın sözcüsü haline gelmişken, bir anda nasıl bir değişim yaşadı? Belki vicdanı devreye girdi ya da çevresindekiler kendisine “artık yeter” dedi. Aldığı eğitimi inkar etmemesi gerektiği konusunda telkin mi aldı bilinmiyor. Ancak Nisan ayındaki enflasyon oranını yüzde 4,18 olarak açıkladığında büyük bir tartışma başladı ve hemen görevden alındı.
Bir soru daha var: Eğer Nisan enflasyonunu 1,5 ya da 2,5 gibi bir rakamla açıklasaydı, görevden alınır mıydı? Hayır, bu durumda sorun çıkmazdı. O halde, yıllardır iktidarın işine gelen verileri açıklarken neden bu sefer gerçeklere yakın bir sonuç verdi? Vicdanı mı artık dayanamadı?
Bir başka önemli nokta ise Merkez Bankası’nın bağımsızlığının kaldırılmasının ardından kaç başkanın değiştiği. Beş mi yoksa altı mı? İki yakamızın bir araya gelmemesinin sebebi bu gibi durumlar.
Gerçekleri söylemenin bedelini ödeyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu olaylar bize, iktidarın çıkarları doğrultusunda hareket edenlerin, ne kadar zor bir durumda olabileceklerini gösteriyor.